Birinci Dünya Savaşı döneminin Shell'e getirileri biraz değişken oldu. Venezuella'da çok az ilerleme kaydedildi; Hollanda'ya bağlı Antil Adaları'nda 1915 yılında açılması planlanan Curaçao rafinerisi 1918 yılına kadar açılamadı ve 1916 yılında ise Romanya'daki mallar hasar gördü. Rusya'da bulunan mallara devrimin ardından el koyulması sorunları daha da artırdı. Olumlu bir gelişme olarak, 1915 yılında Kaliforniya'da kurulan Shell Company, yine o sıralar kurulan Martinez rafinerisi ve boru hattıyla, hızla gelişmekte olan Kaliforniya ticareti arasında köprü oluşturdu. 1919 yılında, Alcock ve Brown, Shell yakıtını Atlantik üzerinde yaptıkları tarihi non-stop uçuş için kullandılar. Aynı yıl, tarih, Shell Havacılık Hizmetleri'nin kuruluşuna da tanıklık etti. 1922 yılında Shell Union Oil Company kurularak Shell'in Birleşik Devletlerdeki hisseleri Union Oil of Company of Delaware'inkilerle birleştirildi. Sonuçta Amerika işinde hızlı bir yükseliş yaşandı. Büyüme Irak, Türkiye ve Borneo dahil olmak üzere dünyanın hemen hemen her yerinde sürdü. 1929 yılında Hollanda'da N.V. Mekog'un kuruluşuyla Shell kimya alanına adım attı ve Almanya'da dünyanın ilk sıvı yakıt roketi lanse edildi. 1938 yılına gelindiğinde, dünya toplamı 5,720,000 varil olan günlük ham petrol üretiminin neredeyse 580,000 varili Shell tarafından gerçekleştiriliyordu. İkinci Dünya Savaşı İkinci Dünya Savaşı'nda Hollanda'nın işgal edilmesiyle, Hollandalı şirketlerin çekirdek kadroları Londra'ya yerleşirken genel müdürlükler ise Curaçao'ya taşındı. Romanya'ya ulaşım bütünüyle kesilirken Uzak Doğudaki mallar hasara uğradı. Shell savaş boyunca, nerede olurlarsa olsunlar bütün kuvvetlere ihtiyaç duydukları ürünleri, özellikle de hava ve motor yakıtlarını ulaştırabilmek amacıyla, Müttefik Devletlerle işbirliği yaptı. Shell'in Birleşik Devletler operasyonunda, büyük miktarlarda yüksek oktan hava yakıtı üretimine özel bir önem verildi. Shell Kimya, savaş sürecine sentetik kauçuk üretmekte kullanılan butadiene üretimiyle katkıda bulundu. Savaş boyunca bütün Shell tankerleri Müttefik Devlet yetkisi altında oldu. Savaşın bitiminde Shell düşman saldırıları nedeniyle 87 gemi kaybetmiş durumdaydı. Savaştan sonra artan talepleri karşılamak üzere, Shell'in hasara uğrayan mallarını yenilemek ve ekstra üretim, nakliyat ve rafineri olanakları yaratabilmek için büyük çaba harcandı. Bütün alanlarda, özellikle Venezuella'da üretim artışı yaşanırken Shell şirketleri yeni kaynaklar yaratma fikrine odaklandılar. Tunus, Cezayir, Nijerya, Trinidad ve Britanya Borneo'nun alt kıyılarında araştırma kazılarının yapıldığı heyecan dolu bir dönem yaşandı. Kolombiya ve Kanada dışında Hollanda'nın Schoonebeek bölgesinde de yeni bir petrol üretim akışı ortaya çıktı. Bu arada, Iraq Petroleum Company üretimini dramatik olarak artırdı ve 1956 yılında ise Sahra'da petrol bulundu. Mevcut ve yeni kaynaklardaki üretim artışıyla baş edebilmek için geniş skalalı rafineri inşasına ve büyüme yoluna gidildi. Bu aşamada Shell Hollanda'da Pernis'te (Avrupa'nın en büyük rafinerisi), İngiltere'de Stanlow ve Shell Haven'de, Fransa'da Rouen'de, Venezuella'da Cardon'da, Avustralya'da Geelong'da ve Hindistan’da Bombay'da rafineri operasyonlarına girişti. 1947 yılıyla birlikte, savaşta yitirilmiş olan 87 tankerin tamamı yenilenmiş ve yeni tankerlerin inşası için umut dolu programlar yapılmıştı.
|