 Her ne kadar piste çıkan araçlar içinde en güçlülerden biri olma başarısını taşısa da 650 HP’lik Audi R10’lar sunduğu performansa karşılık düşük yakıt tüketimiyle ön plana çıkan turbo beslemeli TDI motorlarıyla da rakipleri karşısında başka avantajlar elde ettiler. Shell V Power Diesel yakıtı kullanan Audi Takımı, TDI motorun üstün teknolojisi ve Shell’in konusundaki uzmanlığının etkisiyle “devrin artık dizel devri olduğunu” motorsporları arenasında da başarıyla ispatlamış oldu. Zira bir tam depoyla pistte ortalama 14 tur atabilen R10’lar, yakıt ikmali için pit alanına daha sık sürede uğramak zorunda kalan rakipleri karşısında zaman avantajı elde ettiler (Geçtiğimiz yıl TFSI motorlu R8’ler aynı pistte bir tam depo yakıtla ortalama 13 tur atabiliyordu).
Havanın kararmasıyla birlikte yarışı izlemeye gelen 2 bin civarında uluslararası basın mensubu 235 bine yakın seyirci içinde heyecanlı saatlerde başlamış oldu. Zira güneş ışığından yoksun kalan pilotlar için aynı pistte defalarca aynı doğru çizgiyi korumayı başarıp, rakiplerine geçilmeden tur atmak gerçekten yüksek motivasyon ve dayanıklılık gerektiriyordu. Audi’nin aynı zamanda DTM kadrosundan tanıdığımız Tom Kristensen, Allan McNish ve Dindo Capello gibi pilotların yarıştığı 7 numaralı R10, gece yarısını geçip yeni günün ilk saatlerine geçildiğinde 4. sırada yerini koruyordu. 8 numaralı araçta yarışan Frank Biela, Emanuele Pirro ve Marco Werner üçlüsü ise yarışın liderliğini sürdürmeye devam ediyorlardı. Sabaha karşı saat 7 sularında pit stop çıkışında farlarından biri yanmadığı için görevliler tarafından durdurulan 8 numaralı R10’in pite geri dönüşü geri geri manuel biçimde itilerek sağlandı. 3 dakikalık bir zaman kaybına neden olsa da bu zorunlu pit stop, Audi Takımı’nı liderlik koltuğundan indirmeye yetmedi. Sabahın ilk ışıklarının yansıdığı 08.00 gibi pite giren 7 numaralı R10’un ise sol turbo besleme ünitesi değiştirildi. 15 dakikaya mal olan bu pit stop, yaklaşık iki saat önce Kristensen’nin pilotajında bir üst sıraya yükselerek 3. sıraya oturan diğer R10’un yarıştaki konumuna negatif bir etki de bulunmadı.
Pazar gününün ilerleyen saatlerinde sıralamada bir değişiklik olmayınca, Audi’nin 2 aracı da bu zorlu yarışın sonunda üst sıralarda finişe ulaşmayı başardılar. Biela/Pirro/Werner’den kurulu 8 numaralı R10 damalı bayrağı ilk gören dizel motorlu Audi yarış otomobili oldu. 24 saat boyunca pistte 380 tur atan ekip, en yakın takipçisi olan Pescarolo Judd’a 4 tur fark atmayı başardı. Audi Motorsport’un ikinci aracını kullanın Kristensen/Capello/McNish ise liderle aralarında 13 turluk farkla finişe üçüncü sırada gelerek bu zorlu maratonu tamamlamayı başardılar. 4. olan Chevrolet ekibi 355 tur atarken, 6. olan Aston Martin takımı ise 350 tur atarak ancak yarışı tamamlayabildi.
Böylece podyuma iki ekibini de çıkarmayı başaran Audi, çok anlamlı bir zafere imza attı. 2000 yılından beri Le Mans 24 Saat Yarış’larında bugüne kadar 5 kez zaferle ayrılan R8’in jübilesinin ardından 200 gün gibi kısa bir sürede onun yerini alan R10 TDI, motorsporlarında yepyeni bir sayfa açmış oldu. Dünyanın en zorlu yarışında fark yaratarak finişe gelen dizel motorlu aracı geliştiren Audi, böylece seri üretilen her iki Audi’den birinin neden TDI motorla bantlardan indiğinin de kanıtını ortaya koymuş oldu. Böylece 2000 yılından bu yana 6. Le Mans 24 Saat Yarışı zaferini elde eden Audi Motorsport, rakipleri tarafından tekrarlanması güç bir başarının da altına imzasını atmış oldu.
R10 TDI Hakkında Genel Teknik Bilgi
Audi Motorsport’un motor sporları tarihinde yeni bir sayfa açmasına yardımcı olan R10, 5.5 litre silindir hacmi ve V12 silindir düzenine sahip, çift turbo beslemeyle desteklenen TDI motoru ile ön plana çıkıyor. Audi Sport mühendisleri, 650 HP’nin üzerinde güç üreten motorun püskürtme basıncını kolaylıkla 1600 barı geçecek biçimde düzenlemişler. 1110 Nm’lik muhteşem maksimum tork değerini 3000 ile 5000 d/d’de arasında kullanılabilir kılan TDI motor, böylelikle bir yarış motoru için alışılmışın dışında düşük devir aralığında çalışabiliyor. TDI motorun verimli tork eğrisi sayesinde R8’den farklı olarak R10’da daha az sıklıkla vites değişimi de mümkün hale getiriyor. Elbette yüksek tork üretimi nedeniyle R10’da dayanıklılığı çok daha yüksek olan şanzıman sistemine yer veriliyor. Bununla birlikte R8’den farklı olarak R10’un şasi dinamiklerinde farklılığa gidilirken, aracın aks mesafesinin daha uzun tutulmasına özen gösterilmiş. Geniş ön tekerlek ve lastikler ise yine bir Le Mans prototipi için sıra dışı sıfatına yakışacak kadar farklılık gösteriyor. Karbon fiber yekpare nitelikte gövdenin geliştirilme sürecinde de yeni teknolojiler kullanılması dikkat çekiyor.
24 saat süren Le Mans yarış heyecanını dakika ve dakika takip ed
|